Salı, Nisan 19, 2022

İŞTE ÖYLE BİR ŞEY

 İŞTE ÖYLE BİR ŞEY  02.05.2022


Merhaba sevgili ben, merhaba sevgili bloğum ve merhaba bu sayfayı okuyan sevgili can,

İnsan bazen uykudadır ancak uykuda olduğunun farkında değildir ya da uyanmak istemiyordur. Büyük bir rahatsız rahatlık içinde yaşar ya da yaşamaya çalışır. Ve bir an gelir bir şey ona içinde bulunduğu büyük resmi gösterir. Sanki şöyle bir şeydir; çok geniş bir arazisi olan insanın o arazinin kör bir bir köşesindeki küçücük bir kulübeye sığınması gibidir. Peki bunu neyin karşılığında yapıyordur? Küçücük medet kırıntılarının. Halbuki kafasını şöyle bir kaldırıp baksa koskoca arazi onundur. Ve o küçücük şeylerle yetinmek zorunda değildir.

Hepimizin hayatlarında vardır mutlaka bu durumlar. İçimizdeki hazineden habersisizdir. Yapabilme, oldurabilme gücümüzden, azmimizden uzaklaşmışızdır.  Belki eskiden yapabiliyorduk veya yapma hayalleri kuruyorduk. Çocukluğunuzu hatırlayın ne müthiş hayaller kurardık, ne çok haz verirdi o hayal anları bize...

Hatta çoğumuz kendimize bir farkındalık anından sonra şu soruları sormaz mıyız?; Ben eskiden neleri yapmaktan keyif alırdım, neler beni mutlu ederdi, neleri yemek bana zevk verirdi, nerelere gitmekten hoşlanırdım, benim hedeflerim var mıydı, varsa nelerdi?... Bunları neden kendimize sorarız? Çünkü kendimizden o kadar uzaklaşmışızdır ki hep çevremizdekilerin hayatları, ihtiyaçları, keyifleri, huzurları, hobileri hayatımıza girmiştir. Ortak hayatlar yaşadığımızı sanarak ne fedakarlıklar yaparız kendi hayatlarımızdan. Sonrasında da kısır bir döngü içinde istemediğimiz, hoşlanmadığımız şeyleri istermiş, hoşlanırmış gibi yapar dururuz. Yani insanı kendisi değil çevre faktörleri yönetir olmuştur. Nokta kadar menfaatler için virgül kadar eğilir olmuşuzdur. İşte öyle bir şeydir uyumlu uyumsuzluk.

Seneler önce terapistimle konuşurken ilişkiler hakkında bana “ ilişkiler sütlü kahve gibi değil su ile yağ gibi olmalı. Sütle kahve karışınca ayıramazsın ama su ile yağ birbirine karışmaz ” demişti. Çok doğru su ile yağ birbirine karışmaz sadece birbirleriyle yakın temasta olurlar. Sonuç olarak hepimizin kendimiz için özel zaman dilimlerine ihtiyacımız var. Kendimizle, kendi istediğimiz şeyleri yaparak geçireceğimiz zamanlara.

Bir damla sevgi, üç beş kuruş kazanç, gereksiz statü gibi medet arayışları insanı insanın kendisinden alıp götürür. Sonunda elimizde kocaman bir hayat enkazı kalır.  Veya harika aydınlanma anlarından biriyle silkelenip o müthiş hayatlarımıza sahip çıkar ve hayatın keyfini süreriz.

“ Aslında insanı en çok acıtan şey hayal kırıklıkları değil, yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır.” Wayne Dyer

Hayata sevgi ve şükürle J.

 

Cuma, Nisan 08, 2022

SAĞIRLIK!

 

SAĞIRLIK!  08.04.2022

Merhaba sevgili ben, merhaba sevgili bloğum ve merhaba bu sayfayı okuyan sevgili can,

Kötü bir şey yaşadığımızda kahırlanır “ bu benim başıma niye geldi ki?” ya da “ ben bunu hak edecek ne yaptım ki?” gibi sorular sorar dururuz. Bilmeyiz, bilmek istemeyiz, anlamayız, anlamak istemeyiz kötünün de beraberinde getirdiği güzel bir hediyesi olduğunu. Hani eskiler demişler ya “ her şerde bir hayır vardır” diye. Ahhh eski insanlar varlıklarına şükür olsun J. Eskilerin deneyimlerinden edindikleri bilgilerle söyledikleri cümleler önemlidir ve bizlere rehberdir.

Sağır kurbağa hikayesini bilirsiniz değil mi? Zaten bilmiyorsanız da pek çok yerden bulup okuyabilirsiniz. O hikayede benim önemsediğim hikayenin özüdür. Duymamak bir engel gibi görünse de bu hikayede bir nimettir. Duymadığı için ulaşmıştır hedefine. Duymadığı için kirlenmemiştir kalbi ve zihni. Duymadığı için çevredekilerin zehirli etkisine maruz kalmamıştır. Sadece kendisiyle baş başadır, kendisini dinlemektedir.

Son yıllarda pek çok kişi “her şeyin” uzmanı haline geldi!. Çoğu aldıklar üç beş günlük yüzeysel, yarım yamalak eğitimlerle her şeyden anladığını sanarak atıyorlar kendilerini sosyal medya mecralarına. Yayınladıkları ilanlar ve reklamlar,  yaptıkları paylaşımlar “mucize çözümlerle”, “çok bilmiş halli  fotoğraflarıyla” dolu!. Sonra da sorunlarına gerçekten çözüm arayan gariban, saf insanların ruh sağlığıyla oynayıp duruyorlar. İşin en trajik yanı ise “ ama senin sorunların çok derinmiş be canım, senin daha çok seansa, hatta benim “diğer uzmanlık alanım!” olan şeyin seansına ihtiyacın var” deyip seans ücretlerini o garibanların burunlarına dayamaları. Bu arada bir hap bilgiyi de paylaşmak istiyorum ( tecrübeyle sabittir ); branşı olan öğretiyi hayatının merkezine koymuş, hayatını yaptığı işe adamış, işini ticarete değil eğitime ve öğretime yoğunlaştırmış, reklama ve tanıtıma ihtiyaç duymadığı için ortalıkta ismini duymadığınız rehberleri arayın, bulun. Ve öğrenmek istediklerinizi onlardan öğrenin.

*** Çok nacizane bir öneri ( yüksek müsaadenizle 🙏 ): Çözümlerinizi ilk önce kendinizle yapmaya çalışın. Bu kendinizle ilişkinizi geliştirir ve kendinizi tanımanıza yardımcı olur. Hatta bununla ilgili çok eski bir kitap var bulabilirseniz mutlaka okuyun ( Kendin Yardım Et Kendine Bunu Başkasından Bekleme – Josef Kirschner ). Eğer yapamayacağınıza kanaat getirirseniz de işin profesyoneline başvurun mutlaka.

Bu üç paragrafı niye mi yazdım? Kısaca anlatayım;

Hepimizin sorunları, dertleri var. Bunları çözmek için de “dış etkilerden arınmış olan kendimize” ihtiyacımız var. Ve lütfen “bilgisiz bilgililerden uzak durun!!!” diyeyim.

“ Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene, kimse yardım edemez.” - EFLATUN

Hayata sevgi ve şükürle 😊.


REIKI İLE NASIL TANIŞTIM

  REIKI İLE NASIL TANIŞTIM 16.12.2020 Merhabalar, 2020 yılında yazacağım ilk yazıma hayatımda dönüm noktası olan konuların ilk sırasında yer...