Salı, Eylül 16, 2008

Anlar

Aylar önce bir akşam uykuya dalmadan önce kafamdan geçen bir şeye takıldım ve onu düşünmeye başladım. Hayatımın büyük bir bölümünde hep bir şeyleri beklemiş olduğumu fark ettim ( ...... olsun ondan sonra mutlu olacağım, rahat olacağım, huzurlu olacağım vb. ). Ancak hayat hep devam etti ve ben neyi beklediğimi bilmeden bekleyip durdum.
Tüm bunları düşündüğüm anda kendime dönüp “böyle olmak zorunda mı?” dedim. Madem bana bir hayat şansı verilmişti ve bir daha belki verilmeyecekti neden tadını çıkartmamak için direniyordum ki? Her yaşanan şey o ana özeldi. Anlamı, özelliği, geçerliliği, tadı, zevki, hazzı o andı ve o anı bir daha geri getirme şansım yoktu. Bense hep gelecek seferlere atıp duruyordum bunları. Sonra veya gelecek sefer söylerim, öperim, sarılırım, konuşurum, tartışırım, yazarım, çizerim, ağlarım, gülerim dedim hep. Peki gelecek sefer oldu mu? Oldu ama asla aynısı olmadı.
Anlar parmak izleri gibiler hiçbirisi diğerinin aynısı değil.

Sonra, çikolata yerken nasıl büyük bir haz alıyorsam o yeme anından yaşadığım her andan o şekilde haz alabilir miyim acaba dedim. Ve denemeye karar verdim. Nedenini bilmiyorum ama buna değer olduğumu ve bunu hak ettiğimi düşündüm.
İçimde önüne geçemediğim hatta geçmek istemediğim bir istek uyandı. Yaşadığım her anın tadını ve zevkini iliklerime kadar hissetmek istedim.

Şimdi anı yaşıyorum. O andaki duygum ne ise; sevgi ise sevgi, mutluluk ise mutluluk, acı ise acı, hüzün ise hüzün, sıkıntı ise sıkıntı, huzur ise huzur yani her ne ise sahip çıkıyorum dibine kadar hissediyorum, o anın ve hayatın akışına direnmeden kendimi akışa bırakıyorum.
Anı bütünlüğü ile yaşayabildiğim zaman, bir sonraki sahneye geçince aklım bir önceki sahnede kalmıyor.

REIKI İLE NASIL TANIŞTIM

  REIKI İLE NASIL TANIŞTIM 16.12.2020 Merhabalar, 2020 yılında yazacağım ilk yazıma hayatımda dönüm noktası olan konuların ilk sırasında yer...