Bir sıkıntısını ya da sevincini paylaşmak isteyen kişiye bazı insanların neden hemen ya nasihat etmeye ya da kendilerinden örnekler vermeye başlamalarını hala anlayabilmiş değilim. Hele bunu o kişi henüz cümlesini bitirmeden yapmaları daha da vahim.
Bir insan bir şeyi anlatmaya başlıyorsa ilk nedeni paylaşarak deşarj olmak istediğindendir. Bırakalım ( bırakın ) karşıdaki insan önce bir anlatsın, paylaşsın ve rahatlasın... Bu arada biz ( siz ) de onun ne anlatmak istediğini anlamaya çalışalım ( çalışın ). Zaten sonunda nasihate veya örneğe ihtiyacı varsa anlarız ( anlarsınız ) ve o zaman değerli nasihatlerimizi ( nasihatlerinizi ) ve örneklerimizi ( örneklerinizi ) veririz ( verirsiniz ).
Karşımızdaki insanı koşulsuz dinlemeyi ne zaman öğrenebileceğiz ? Onun gözlerine bakmayı, yüz ifadesinden ve bakışlarından acısını, hüznünü, sevincini, mutluluğunu okumayı ne zaman becerebileceğiz? Bizimle sadece duygularını paylaşmak istediğini, ses tonuyla bize vermeye çalıştığı mesajlarını ne zaman anlayabileceğiz ?
Eğer hiçbir şey anlayamıyorsak karşımızdaki insanın ifadesinden, çok basit bir soru sorabiliriz( tabi ki bu derin bir isteklilik, samimiyet, güzel ve sevecen bir tebessüm eşliğinde olmalı);
" Şu anda ne yapmamı istersin senin için? Dinlememi mi yoksa yol göstermemi mi ?"
İşte, gerçek içten bir paylaşım bu kadar basit ve kolay.