Dün akşam otuz yıllık bir rafın tozlarını sildim...
Çocukluğumun en güzel senelerinin mekanıdır Eskişehir'in Mihallıcık kazası. En saf, en sıcak, en güvenli ve en dürüst dostluklarımızı kurduğumuz yerdir bizim için. Kan bağımızın olmadığı Meryem Anneannem, Osman Dedem ve Sündüz Teyzemin açtığı sıcacık kucakları hatırlarım hep. Gerçeklerinin esirgemiş olduğu her şeyi onlar karşılıksız verdiler, sevgilerini paylaştılar bizimle. Teklifsizce açıp girdiğiniz bir baba ocağı kapısı kadar değerli olan nedir ki hayatta?
Dün akşam otuz sene öncesinden geldiler telefondaki sesleriyle bana ve otuz sene öncesine geri götürdüler beni. İliklerimde hissettim o senelerdeki duyduğum hazları. O zamanlar benim oturduğum kucaklarda şimdi benim kızım oturuyordu. Çok kıskandım. Çünkü o şefkat dolu kucaklarda çocukluğumun en tatlı anlarını yaşamıştım ve şimdi ben olmadan bir araya gelmişlerdi sevdiklerim.
O misler gibi kokan eve girmek, her tarafı jilet gibi düzgün divanlarda zıplamak, merdivenlerden koşarak yukarı aşağı çıkıp inmek, tahta kapaklı gömme dolapları merakla karıştırmak , Sündüz Teyzemin " teyzeniiin teyzeniiin" diyerek yumura yumura beni ve ablamı sevmesi en zevk aldığım şeylerdi. Hele Sündüz Teyzemin yaptığı tereyağlı yumurtalarla hazırlanmış kahvaltı sofralarında paylaştığımız mutluluk anları. Osman Dedemin bakkalından aldığım leblebi tozlarının ve kaymakların tadı hala damağımda.
Aslında her şeye lezzet veren onların sonsuz sevgileriydi.
Şöyle bir geriye bakınca içimi önce bir hüzün sonra da tüm bu güzellikleri yaşamışlığımın mutluluğu sarıverdi.
“Binlerce kilometrelik uzun bir yolculuk, sadece tek bir adımla başlar” - Çin atasözü -
Çarşamba, Ağustos 27, 2008
Şefkatli Kucaklar
Dün akşam otuz yıllık bir rafın tozlarını sildim...
Çocukluğumun en güzel senelerinin mekanıdır Eskişehir'in Mihallıcık kazası. En saf, en sıcak, en güvenli ve en dürüst dostluklarımızı kurduğumuz yerdir bizim için. Kan bağımızın olmadığı Meryem Anneannem, Osman Dedem ve Sündüz Teyzemin açtığı sıcacık kucakları hatırlarım hep. Gerçeklerinin esirgemiş olduğu her şeyi onlar karşılıksız verdiler, sevgilerini paylaştılar bizimle. Teklifsizce açıp girdiğiniz bir baba ocağı kapısı kadar değerli olan nedir ki hayatta?
Dün akşam otuz sene öncesinden geldiler telefondaki sesleriyle bana ve otuz sene öncesine geri götürdüler beni. İliklerimde hissettim o senelerdeki duyduğum hazları. O zamanlar benim oturduğum kucaklarda şimdi benim kızım oturuyordu. Çok kıskandım. Çünkü o şefkat dolu kucaklarda çocukluğumun en tatlı anlarını yaşamıştım ve şimdi ben olmadan bir araya gelmişlerdi sevdiklerim.
O misler gibi kokan eve girmek, her tarafı jilet gibi düzgün divanlarda zıplamak, merdivenlerden koşarak yukarı aşağı çıkıp inmek, tahta kapaklı gömme dolapları merakla karıştırmak , Sündüz Teyzemin " teyzeniiin teyzeniiin" diyerek yumura yumura beni ve ablamı sevmesi en zevk aldığım şeylerdi. Hele Sündüz Teyzemin yaptığı tereyağlı yumurtalarla hazırlanmış kahvaltı sofralarında paylaştığımız mutluluk anları. Osman Dedemin bakkalından aldığım leblebi tozlarının ve kaymakların tadı hala damağımda.
Aslında her şeye lezzet veren onların sonsuz sevgileriydi.
Şöyle bir geriye bakınca içimi önce bir hüzün sonra da tüm bu güzellikleri yaşamışlığımın mutluluğu sarıverdi.
Seni Saklayacağım
Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde,
Şarkılarımda, sözlerimde.
Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde.
Sen göreceksin, duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
Uyuyacak, uyanacaksın.
Bakacaksın, benzemiyor
Gelen günler geçenlere,
Dalacaksın.
Bir seviyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.
Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
Yaşayacağım gözlerimde;
Gözlerimde saklayacağım.
Bir gün, tam anlatmaya..
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım..
Anlayacaksın.
Özdemir ASAF
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
REIKI İLE NASIL TANIŞTIM
REIKI İLE NASIL TANIŞTIM 16.12.2020 Merhabalar, 2020 yılında yazacağım ilk yazıma hayatımda dönüm noktası olan konuların ilk sırasında yer...