Perşembe, Mayıs 12, 2022

ESİRGENEN SEVGİ

ESİRGENEN SEVGİ 12.05.2022

Merhaba sevgili ben, merhaba sevgili bloğum ve merhaba bu sayfayı okuyan sevgili can,

Bugün paylaşacağım yazımı 2008 yılında yazmıştım. O yıl hayatımdaki nadir dönüm noktası olan yıllardandı. Çok deneyim kazandığım bir o kadar da duygularla, yeniliklerle dolu ve bende çok kalıcı izler bırakan iyisiyle kötüsüyle harika bir yıldı. O yıla, yaşadıklarıma, tanıştığım insanlara çok şükrederim her zaman.

Sene 2008...Duyarsızlığın zirve yaptığı, duyguların, iyiliklerin, insanlığın köreldiği, “ Aman bana bir şey olmasın da” düşünce yapısının hakim olduğu günümüze göre çok daha insanlık tarafımızın yüksek olduğu yıllardı. Sözün özü henüz bu kadar bozulmamıştık insanlık namına. Ama yine de açılan yaralar iyileşememişti!

Can'ı tanımıyorum sadece hakkında anlatılanları biliyorum. Kendi halinde, sessiz, sakin, çekingen, kaderini kabul etmiş, her zaman saygılı, sürekli elinde kola ve çekirdekle apartman duvarının üzerinde oturan bir çocuk. Yirmi yaş Can'ın ödediği bedeli ödemek için çok erken geliyor bana. Hikayeyi dinlediğimde "bu kadar mı ağır olmalıydı bir damla sevgi ve ilgi istemenin karşılığı "deyiverdim.
İş yerimizi ilk açtığımızda tanıştık Lara'yla. Yabancılara alışana ve kendini ispatlayıp kabul ettirene kadar güç gösterisini bırakmıyordu. Köpeklerden her zaman korkarım tabi Lara'dan da korktum ilk başta. Akıllı ve duyarlı bir köpek olduğu için bizden zarar gelmeyeceğini kısa zamanda anladı. Hem biz onu hem de o bizi kabul etti. Çok sonra öğrendim yarım kalan bir sevgi ile yaşamaya devam etmeye çalıştığını. Şimdi kim bilir nerede ve hatta hayatta mı?
Sevgili Sevim Teyze anlattı hikayeyi hem ağlayarak hem ağlatarak.
Can da çoğu çocuk gibi mutlu bir aile ortamında doğmuş ama o kadar sadece. Anne ve babası ayrılınca yaşamına annesi ile birlikte devam etmeye başlamış. Kısacık yaşamında tek istediği ve ihtiyaç duyduğu anne sevgisi ve ilgisi ne kadar istese de ona verilmemiş. Ne yazık ki hayattan her istediğimizi alamıyoruz. İsteklerimizi vermediği için sanırım onun da geçerli nedenleri var.
Lara ve Can kader ortaklığı yaparak ayakta durmaya çalışmışlar. Can yirmi sene boyunca bir kere bile isyan etmemiş tüm çektiği ızdıraplarla rağmen ama son isyanı çok büyük olmuş. Annesinden son kez istediği ilgi büyük bir tersleme ve terkediliş ile sonuçlanınca o da kendisine hazin bir çözüm bulmuş. Ertesi sabah sahibi ile ilgili kötü haberi Lara vermiş çevredekilere.

"Keşke" dedi Sevim Teyze "keşke Can'a ben sahip çıksaydım".

Artık Can için ne keşkenin, ne sevginin ne de ilginin bir önemi yok.

Hayata sevgi ve şükürle 🙏.

Salı, Nisan 19, 2022

İŞTE ÖYLE BİR ŞEY

 İŞTE ÖYLE BİR ŞEY  02.05.2022


Merhaba sevgili ben, merhaba sevgili bloğum ve merhaba bu sayfayı okuyan sevgili can,

İnsan bazen uykudadır ancak uykuda olduğunun farkında değildir ya da uyanmak istemiyordur. Büyük bir rahatsız rahatlık içinde yaşar ya da yaşamaya çalışır. Ve bir an gelir bir şey ona içinde bulunduğu büyük resmi gösterir. Sanki şöyle bir şeydir; çok geniş bir arazisi olan insanın o arazinin kör bir bir köşesindeki küçücük bir kulübeye sığınması gibidir. Peki bunu neyin karşılığında yapıyordur? Küçücük medet kırıntılarının. Halbuki kafasını şöyle bir kaldırıp baksa koskoca arazi onundur. Ve o küçücük şeylerle yetinmek zorunda değildir.

Hepimizin hayatlarında vardır mutlaka bu durumlar. İçimizdeki hazineden habersisizdir. Yapabilme, oldurabilme gücümüzden, azmimizden uzaklaşmışızdır.  Belki eskiden yapabiliyorduk veya yapma hayalleri kuruyorduk. Çocukluğunuzu hatırlayın ne müthiş hayaller kurardık, ne çok haz verirdi o hayal anları bize...

Hatta çoğumuz kendimize bir farkındalık anından sonra şu soruları sormaz mıyız?; Ben eskiden neleri yapmaktan keyif alırdım, neler beni mutlu ederdi, neleri yemek bana zevk verirdi, nerelere gitmekten hoşlanırdım, benim hedeflerim var mıydı, varsa nelerdi?... Bunları neden kendimize sorarız? Çünkü kendimizden o kadar uzaklaşmışızdır ki hep çevremizdekilerin hayatları, ihtiyaçları, keyifleri, huzurları, hobileri hayatımıza girmiştir. Ortak hayatlar yaşadığımızı sanarak ne fedakarlıklar yaparız kendi hayatlarımızdan. Sonrasında da kısır bir döngü içinde istemediğimiz, hoşlanmadığımız şeyleri istermiş, hoşlanırmış gibi yapar dururuz. Yani insanı kendisi değil çevre faktörleri yönetir olmuştur. Nokta kadar menfaatler için virgül kadar eğilir olmuşuzdur. İşte öyle bir şeydir uyumlu uyumsuzluk.

Seneler önce terapistimle konuşurken ilişkiler hakkında bana “ ilişkiler sütlü kahve gibi değil su ile yağ gibi olmalı. Sütle kahve karışınca ayıramazsın ama su ile yağ birbirine karışmaz ” demişti. Çok doğru su ile yağ birbirine karışmaz sadece birbirleriyle yakın temasta olurlar. Sonuç olarak hepimizin kendimiz için özel zaman dilimlerine ihtiyacımız var. Kendimizle, kendi istediğimiz şeyleri yaparak geçireceğimiz zamanlara.

Bir damla sevgi, üç beş kuruş kazanç, gereksiz statü gibi medet arayışları insanı insanın kendisinden alıp götürür. Sonunda elimizde kocaman bir hayat enkazı kalır.  Veya harika aydınlanma anlarından biriyle silkelenip o müthiş hayatlarımıza sahip çıkar ve hayatın keyfini süreriz.

“ Aslında insanı en çok acıtan şey hayal kırıklıkları değil, yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır.” Wayne Dyer

Hayata sevgi ve şükürle J.

 

REIKI İLE NASIL TANIŞTIM

  REIKI İLE NASIL TANIŞTIM 16.12.2020 Merhabalar, 2020 yılında yazacağım ilk yazıma hayatımda dönüm noktası olan konuların ilk sırasında yer...