İŞTE ÖYLE BİR ŞEY 02.05.2022
Merhaba sevgili ben, merhaba sevgili bloğum ve merhaba bu sayfayı okuyan sevgili can,
İnsan bazen uykudadır ancak uykuda olduğunun farkında
değildir ya da uyanmak istemiyordur. Büyük bir rahatsız rahatlık içinde yaşar
ya da yaşamaya çalışır. Ve bir an gelir bir şey ona içinde bulunduğu büyük
resmi gösterir. Sanki şöyle bir şeydir; çok geniş bir arazisi olan insanın o
arazinin kör bir bir köşesindeki küçücük bir kulübeye sığınması gibidir. Peki
bunu neyin karşılığında yapıyordur? Küçücük medet kırıntılarının. Halbuki
kafasını şöyle bir kaldırıp baksa koskoca arazi onundur. Ve o küçücük şeylerle
yetinmek zorunda değildir.
Hepimizin
hayatlarında vardır mutlaka bu durumlar. İçimizdeki hazineden habersisizdir. Yapabilme,
oldurabilme gücümüzden, azmimizden uzaklaşmışızdır. Belki eskiden yapabiliyorduk veya yapma
hayalleri kuruyorduk. Çocukluğunuzu hatırlayın ne müthiş hayaller kurardık, ne
çok haz verirdi o hayal anları bize...
Hatta
çoğumuz kendimize bir farkındalık anından sonra şu soruları sormaz mıyız?; Ben
eskiden neleri yapmaktan keyif alırdım, neler beni mutlu ederdi, neleri yemek
bana zevk verirdi, nerelere gitmekten hoşlanırdım, benim hedeflerim var mıydı,
varsa nelerdi?... Bunları neden kendimize sorarız? Çünkü kendimizden o kadar
uzaklaşmışızdır ki hep çevremizdekilerin hayatları, ihtiyaçları, keyifleri,
huzurları, hobileri hayatımıza girmiştir. Ortak hayatlar yaşadığımızı sanarak
ne fedakarlıklar yaparız kendi hayatlarımızdan. Sonrasında da kısır bir döngü
içinde istemediğimiz, hoşlanmadığımız şeyleri istermiş, hoşlanırmış gibi yapar
dururuz. Yani insanı kendisi değil çevre faktörleri yönetir olmuştur. Nokta
kadar menfaatler için virgül kadar eğilir olmuşuzdur. İşte öyle bir şeydir
uyumlu uyumsuzluk.
Seneler önce terapistimle konuşurken ilişkiler hakkında bana
“ ilişkiler sütlü kahve gibi değil su ile yağ gibi olmalı. Sütle kahve
karışınca ayıramazsın ama su ile yağ birbirine karışmaz ” demişti. Çok doğru su
ile yağ birbirine karışmaz sadece birbirleriyle yakın temasta olurlar. Sonuç
olarak hepimizin kendimiz için özel zaman dilimlerine ihtiyacımız var.
Kendimizle, kendi istediğimiz şeyleri yaparak geçireceğimiz zamanlara.
Bir damla sevgi, üç beş kuruş kazanç, gereksiz statü gibi
medet arayışları insanı insanın kendisinden alıp götürür. Sonunda elimizde
kocaman bir hayat enkazı kalır. Veya
harika aydınlanma anlarından biriyle silkelenip o müthiş hayatlarımıza sahip
çıkar ve hayatın keyfini süreriz.
“ Aslında insanı en
çok acıtan şey hayal kırıklıkları değil, yaşanması mümkünken yaşayamadığı
mutluluklardır.” Wayne Dyer
Hayata sevgi ve şükürle J.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder