Bir serapmıydı acaba o kısacık dönem?
Bana ayrılan süre bitmişti ve ben daha neyi ne yapacağımı bilemeden oracıkta kalakalmıştım. Hayatımda yeni bir pencere açılmıştı ama daha pencereye dokunamadan kayboluvermişti. Artık ne pencereyi ne de pencerenin ışığını görebiliyordum. Sonra pencereyi göstereni aradım büyük bir umutla. Aradım , aradım, aradım...
Ve sonra "her zamanki gibi bu da bir seraptı " dedim kendimi avutmak istercesine. Ama içimdeki ses beni bir türlü rahat bırakmıyordu. Sürekli ve avazı çıktığı kadar haykırıyordu " bu bir serap değil" diye. İçimdeki ses beni yanıltmazdı ama bu sefer neden yanıltmaya çalışıyordu ki? Samimi olduğunu bildiğim için ona şans vermeye karar verdim ve onu dinlemeye başladım. Dedikleri hep aynıydı " sen serap görmedin, herşey hakikatti ve artık geri dönemezsin. Bunu bize yapamazsın, devam etmelisin " diyordu.
İki yol vardı. Ya ilerleye gidecektim ya da geriye dönecektim. Geride olanları bütün detaylarıyla biliyordum zaten. Ama ileride neler olduğunu kim bilebilirdi ki benden başka...